Yabancı diziler ister istemez hepimizin hayatında, özellikle de bu blogun okuyucu kitlesine daha yakın.
TV dizileri hakkında nispeten seçici olduğumdan (bir diziyi seçmem aylar sürebiliyor; ön araştırma, blog okuma, etrafa sorma vs) hayal dünyama hitap ettikleri ve kafamı dağıttıkları için sadece sit-com, bilim kurgu ve fantastik diziler seyrettiğim söylenebilir. Genel olarak yabancı diziler ile ilgilendiğimi söylemeden edemeyeceğim.
Aşağıdaki liste benim açımdan kabaca önem sırasına göre yapıldı. Bana göre gelmiş geçmiş en iyi fantastik yabancı dizi Fringe, ardından Supernatural. Komedi alanında ise Seinfeld (Seinfeld’in gösterilerinden alınan ilk 3 dakikalar hariç) daimi favorim.
Yazı İçeriği
- 1 Yabancı Diziler Komedi
- 1.1 SEINFELD – Komedi Sitcom
- 1.2 THE BIG BANG THEORY – Komedi Sitcom
- 1.3 ALLY MCBEAL – Komedi filmi
- 1.4 FRIENDS – Komedi filmi
- 1.5 HOT IN CLEVELAND – Komedi
- 1.6 ANGER MANAGEMENT – Komedi Sitcom
- 1.7 HOW I MET YOUR MOTHER – Komedi dizisi
- 1.8 TWO AND A HALF MEN – Komedi Sitcom
- 1.9 HART OF DIXIE – Romantik Komedi dizisi
- 1.10 Bir Erkek Bir Kadın (Türk) – Komedi Sitcom
- 2 Fantastik ve Mistik Yabancı Diziler
- 3 Normal Konulu Yabancı Diziler
Yabancı Diziler Komedi
Yabancı diziler listeme gülmek ve kafa dağıtmak için seyredebileceğiniz dizilerle başlıyorum. Bu tip dizilerin en güzel yanı, devamının olmaması ve hikayenin tek bölümde bitirilmesi. Bu da 20-40 dakikalık molalar için güzel bir durum.
SEINFELD – Komedi Sitcom
Bu diziyi keşfetmemi sağlayan Larry David’dir. Seinfeld’den önce yaptığı “Curb your Enthusiasm” seyrettiğimde bu adamda iş var demiştim. Bu dizinin İmdb puanı 2014 sonu itibariyle hala 9! Sanırım benim gibi düşünen çok kişi var.
Seinfeld 4 kişinin etrafında dönüyor. Çoğu kişi Kramer hastası ama ben değil. Bana göre abartılı hareketleri nedeniyle dizideki en zayıf karakter. Kramer’in daha sonra zencilere yönelik ırkçı söylemleri olmuştu. Ayrıca dizide sigara içen tek kişi; bunu yıllar sonraki fotoğraflardan da açıkça görebiliyorum. Dizinin başında Seinfeld’in 3-5 dakikalık gerçek zaman gösterilerinden alıntılar oluyor. Dizide tek sevmediğim kısım da başı oluyor, buraları atlarım genellikle çünkü diziyle her zaman bağlantılı olmuyor ve bence komik değil. Bence en komik ve başarılı karakterler Elaine ve George zaten bir tek ikisi daha sonra başarılı yapımlarda yer aldı.
Seinfeld Imdb sayfasını inceleyebilirsiniz. Yabancı diziler içinde bana İngilizce pratiği yaptıran dizi olduğu için ayrı bir önemi var. Almanya’dan tüm sezonları DVD olarak almıştım.
THE BIG BANG THEORY – Komedi Sitcom
Süper zeki mi tartışılır ama 4 öğretim görevlisinin, nispeten normal bir insan olan Penny ile komşu olmasından sonra hayatlarının nasıl değiştiğini anlatan bir dizi. Aslında şu sıralar beni gerçek anlamda güldüren tek dizi.
Sheldon robotik hareketleri, identical zekası (fotografik değil!; şekillerin yanı sıra konuşmaları da tarihiyle ve aynen hatırlıyor) ve basit gündelik hayata dair kurduğu uzun bilimsel cümlelerle herkes gibi benim de odağımda. Sheldon’un gerçek hayatta gay olması ayrı bir detay. Bir bölüm 22 dakika sürüyor. Dizi 2007’den beri çekiliyor. 41 tane ödülü ve 135 ödül adaylığı var. Yabancı diziler içinde benim için özel bir yeri var.
ALLY MCBEAL – Komedi filmi
Bu dizi de arşivlerimde yer alanlardan. Ally Mac Beal bir avukat. Tüm dizi de davalar üzerinden ilerliyor.
Ally ve John, firmadaki iki kırık kişi yani kafalarından sesler duyan, ileri derecede romantik ve hayal güçleri kuvvetli kimseler. İkinci sezonda eklenen iki kişiden Lucy Lui, daha sonra çok ünlü oldu. Nelle rolünü oynayan “sub zero Nell (Potia de Rossi)” ise ünlü gay Ellen DeGeneres ile evlenerek adını duyurdu. Dizideki Ally yani Calista Flochart, daha sonra Harrison Ford ile evlendi ve çocukları oldu.
Dizi yıllarca önce çekilmesine rağmen giyilen kıyafetler hala moda, hala tarz. Diziyi bazen açar seyrederim. Özellikle Robert Downey Jr. (Iron Man) ve en sonlarda Jon Bon Jovi’nin eklenmesiyle dizi kadrosu iyice güçlenmişti. Bu dizi, pek çok star yarattı.
Bazı bölümlerde o günün teknolojisiyle animasyonlar kullanmışlar; yakışıklı bir adam gördüklerinde dillerin o adama doğru uzaması, sonra ayrılmak istediklerinde mavi bir çöp kamyonuna atılan eski sevgililer, daha bir sürü güzel ilginç yaklaşımı var filmin. Yabancı diziler içinde komedi ve romantizm sevenler için uygun bir dizi.
Belirtmeden geçemeyeceğim. Film biraz müzikal tadında da geçiyor tek farkı şarkıların genellikle slow pop müzik olması. Dizide neredeyse başrol gibi oynayan gerçek bir şarkıcı var. Vonda Shepard. Genel olarak her bölümde iki şarkı söylediğinden ondan nefret ettim. Yazık aslında çünkü sesi çok güzel. Meraklısına filmin imdb puanı 6.8. Bir bölüm 45 dakika sürüyor. 1997-2002 arasında 5 sezon olarak çekilmiş. 4 kez Golden Globe almış; bunların dışında 28 ödül ve 102 adaylığa sahip. Yaratıcısı David E. Kelley gördüğüm kadarıyla en başarılı işini bu dizide çıkarmış.
Yabancı diziler içinde benim için özel bir yeri var.
FRIENDS – Komedi filmi
Yıllarca önce izlediğim tipik Amerikan dizilerinden biriydi. Aklımda pek bir anısı kalmamış. Ancak şu var; ben bu diziyi yıllarca İngilizce öğrenmeye çalışanlara tavsiye ettim. İzmir’de Callan Metodunu uygulayan bir dil kurumu vardı ve öğrencilerine ders mahiyetinde bu diziyi İngilizce alt yazı ile izletiyordu. Çok samimi olan 3 kız 3 erkek bir grup gencin, öğrencilik hayatını anlatan bir gençlik dizisiydi. Komikti aslında. Sarışın kız en komiğiydi. Jennifer Aniston’un ünlenmeye başladığı dizi diye biliyorum. Yıllarca sürdü dizi. 1994-2004 arasında 10 sezon çekilmiş. Her bir dizi 22 dakika. Ben bir haftada hepsini birden seyretmiştim, belki bu yüzden aklımda kalmamıştır. Türkçeye “Sıkı Dostlar” diye çevrilmiş, niye niye niye???!!!
Friends dizisi 1 Golden Globe, 62 ödül ve 174 adaylık almış. İmdb puanı 9. Sarışın kızın adı Lisa Kudrow.
HOT IN CLEVELAND – Komedi
Çok nadir seyredebildiğim ama her seyrettiğim bölümden keyif aldığım komik ve ilginç bir dizi. Orta yaşı çoktan geçmiş üç güzel kadın, bir uçak arızası sonucu kendilerini Cleveland’da buluyorlar. Bakıyorlar orası New York, Boston gibi değil ve erkekler nazik, onlar da “what the hell” deyip orada yaşamaya karar veriyorlar.
Kadınlardan biri çok romantik ve biraz salak. Bir tanesi eski pembe dizi yıldızı, diğeri de güzel bir İngiliz aksanı olan ve neredeyse önüne gelenle yatan, eskiden ünlülerin kaşlarını alan bir kadın. Dizideki en çekici karakter, eski Altın Kızlar dizinden 92 yaşındaki Betty White. Imdb puanı 7.2. Sitcom dizilerin genel olarak 7’nin altında olduğu düşünülürse iyi bir puanı var. 10 ödül almış ve 12 adaylığı olmuş. Bir bölüm 30 dakika sürüyor. Türkçeye Cleveland Ateşi diye çevirmişler, yorum yapmıyorum!
ANGER MANAGEMENT – Komedi Sitcom
Aslında Charlee Sheen hayranı falan değilim. Ancak bir gün Two and Half Men’i seyrederken “adam şimdi ne yapıyor acaba” diye araştırdım ve diziye rastladım. Tam bir kafa dağıtmalık dizi. Adam her yerde aynı, kendini oynuyor resmen. İçki, kadın, aynı umursamaz hayat görüşü. Komik mi, evet kesinlikle. İmdb puanı 6.8. Bence Two and a Half Men’den daha kaliteli. Bir bölüm 21 dakika sürüyor. 2012’de ilk çekimleri yapılmış. 2 tane ödül adaylığı var.
HOW I MET YOUR MOTHER – Komedi dizisi
Yıllarca Tod’un müstakbel eşi ile tanışmasını bekledik. Peki sezon finalinde ne oldu? Müstakbel eş bir bölümde öldürüldü ve hikayeyi anlattığı çocuklar “Robin halayı ara baba” dediler. Filme konu olan sarı şemsiyeli kadın anında hikaye oldu ve finalde yine Robin vardı. Seyirciyle dalga geçildiğini düşünüyorum. Dizi Tod’un etrafında gibi görünse de aynı The Big Bang Theory’deki Leonard gibi göstermelik bir durum bu. Herkesin eşit ağırlığı var. Dizinin imdb puanı 8.5 ve her bir bölümü 22 dakika olan 9 sezon çekilmiş. Dizi 2 kez Golden Globe’a aday gösterilmiş, 19 ödül almış, 64 ödüle daha aday gösterilmiş. Arşivime asla almam. Çerezlik, tek seferlik bir diziydi. İlişkilerde nadiren derinlik vardı. Seyretmiş bulunduğum için yabancı diziler sayfama ekledim.
TWO AND A HALF MEN – Komedi Sitcom
Kafa dağıtmalık zaman zaman ciddi sapıtan bir dizi. Yine de dizi ilk dakikalardan itibaren kendini seyrettiriyor. Denk gelirse seyrediyorum. Charlee Sheen’in oynadığı sezonlar daha fazla seviyordum. Sonra diziye Ashton Kutcher girdi. Ardından eve lezbiyen bir kadının da eklenmesiyle içerik tamamen sekse döndü. Ayrıca filme adını veren yarım insan neredeyse artık hiç yok (Alan’ın çocuğu). İlk sezonların hatrına sayfama ekledim. Dizi 2003’den beri devam ediyor. İmdb puanı 7,2. İmdb sayfasından daha detaylı bilgi alınabilir. Bir bölüm 22 dakika sürüyor. Şu ana kadar 29 ödülü ve 65 adaylığı var, 2 kere de Golden Globe’a aday olmuş. 2015’de saçma sapan bir finalle bitirdiler. Filmdeki çocuk küçükken de iticiydi, büyüyünce daha itici oldu. Ünlü de olamadı zaten. Şans böyle bir şey.
HART OF DIXIE – Romantik Komedi dizisi
Bu diziyi de geçen yaz seyretmeye başlamıştım, 2014’de seyredemedim ama denk gelirse kesinlikle izlemek isterim. Hem uzun (60 dakika) hem de keyifli bir dizi. Küçük bir kasabaya New Yorker bir uzman doktor yerleşirse ne olur? kendilerine has adetleri, aşırı sempatik karakterler falan, sımsıcak bir dizi. Gerçi kimin eli kimin … belli değil. Dizinin başrol oyuncusu hamile bu nedenle o karmaşadan kimin çocuğu çıkacak merak etmiyor değilim. Pek popüler bir dizi değil bu nedenle tüm sezonların çekilip dizinin bitmesini bekliyorum. DVD’sini almayı planladığım bir dizi. Imdb puanı 7.8 (ilginç! şimdi öğrendim, düşük olduğundan emindim oysa). Söylemeden edemeyeceğim, romantik komedi filmi ve bu dizi arasında seçim yapacak olsam, bu diziyi seçerdim. Dizinin 1 ödülü ve 2 ödül adaylığı var. 2014 sonunda 4. sezona yeni başlamışlar. 2015’de mutlu sonla bitirdiler çünkü başrol oyuncusu gerçek hayatta da hamile kaldı. yine de aklımda hoş bir anı sıcak bir dizi olarak kalacak. Yabancı diziler içinde seçim yapmak isteyen ve uzun süreli depresyon yaşayanlar için uygun.
Bir Erkek Bir Kadın (Türk) – Komedi Sitcom
Şu sıralar Bir Erkek Bir Kadın Bir Bebek diye yeni bir seri başlamış sanırım. Evlendikten sonraki kısımları asla kast etmiyorum çünkü fragmanlardan gördüğüm kadarıyla acayip itici ve bir bölümün yarısına kadar dayanabildim. O ilişkideki doğallık tamamen gitti. Bana göre evlendikten sonra final yapıp işi tadında bırakmaları gerekirdi. Benim seyredebildiğim tek Türk dizisiydi, internetteki facebook sayfalarından da kısa skeçlerini seyrediyordum. Kısa, öz ve net mesajlar veriyordu. Bekar döneme ait kısımların hatrına sayfama ekliyorum. Imdb sayfaları yok. Ben daha çok skeçlerini seyrettim onlar da 3-4 dakika sürüyordu. Yabancı diziler sayfama eklediğim için hata mı yaptım acaba? Neyse, evlenmeden önceki bölümleri için dursun bu sayfada.
Fantastik ve Mistik Yabancı Diziler
Yabancı diziler fantastik veya mistik gibi kategorilerde gerçekten çok başarılı. Kendi açımdan seyrederken her anından zevk aldığım, hikayesi olan ama her bölümün tek başına da bir hikaye işlediği aşağıdaki yabancı dizileri önerebilirim. Henüz seyretmemiş olanlar çok şanslı.
FRINGE – Bilim Kurgu
Benim için tüm zamanların yabancı diziler için en iyi bilimkurgu dizisi hatta en iyi dizisi.
İlk sezon, bu minvaldeki tüm dizilerde olduğu gibi “individual cases” ile ilgileniyor yani birbirinden bağımsız doğaüstü olayları araştıran bir FBI ajanı var. Ajan bu anlaşılmaz olayları çözmek için hapishaneden bir bilim adamı çıkarıyor ve birkaç bölüm sonra konular gittikçe derinleşip birbiriyle bağlantılı hale gelmeye başlıyor.
Bu filmde ilk kez paralel evrenler çok net bir şekilde işleniyor. Başlardan itibaren arka planda işlenen konular var (kel adamlar gibi), final sezonunda tek tek tüm sorular cevaplanıyor yani dizi sizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Lost’ta olduğu gibi olayları iyice karıştırıp sonra da diziye adam gibi bir final yazamama sorunu olmamış, sanırım bu sefer en baştan finalini düşünerek kurgulamışlar.
Dizinin imdb puanı 8.5. Yapımcıları daha önce Transformers, Star Trek gibi filmleri yapan kişiler. Zamanım olursa 1. bölümden başlayıp diziyi tekrar seyretmek istiyorum.
Dizinin bir bölümü 60 dakika sürüyor ama 5 dakika gibi hissediliyor. Observers, unutulmazı. 2 Primetime Emmy adaylığı, 18 ödülü ve 78 adaylığı olmuş.
Yabancı diziler içinde benim favorim.
GHOST WHISPERER – Mistik
Yıllar önce seyrettiğim bir diziydi, sonra tüm sezonların DVD’lerini almıştım. İlk sezonlar daha iyiydi çünkü birbirinden bağımsız olarak bölümler ilerliyordu. Sonra her dizide olduğu gibi kurgular geldi ve fena da olmadı.
Bu kadın, ölüleri görüyor ve onların dünyayla bağlantılarını koparmak için sorunlarını çözüyor falan filan. Supernatural’de bir kere filmle dalga geçmişlerdi. Yine de romantik güzel bir filmdi. Başrol oyuncusu Jennifer Lowe Hewitt, şu anda Hot in Cleveland’da oyunculardan birinin kızını oynuyor. 2005 yılında çekimleri başlamış bir dizi. 2005-2010 arasında 5 sezon çekilmiş. Imdb puanı düşük (6.3).
Filmde unutamadığım bir sahne var: Melinda’nın eşinin hastanede yatarken ölmüş olması ve Melinda’nın bunu fark etmeden onunla konuşmaya devam etmesi. O sahne felaketti. 3 sene kadar önce sadece o sahneyi saatlerce aramıştım. Bir de Melinda’nın iş ortağının öldüğü ve öldüğünü kabul etmediği bir sahne daha vardı. Bu film, iki evli insan arasındaki aşkı en iyi anlatan filmdi bence. Benim için yabancı diziler içinde hep özel bir yeri olacak. Bir bölüm 60 dakika sürüyor ve 4 Primetime Emmy ödülüne adaylığı var; bunların dışında 5 ödül ve 19 adaylığı var. Yaratıcısı John Gray; the Hunley, an American Story gibi filmler yapmış. Adam imdb’de hiç bir zaman 7’yi görememiş 🙂 Yabancı diziler içinde benim için özel bir yeri var diyebilirim.
ONCE UPON A TIME – Fantastik
Masal kahramanları bir lanetle gerçek dünyaya düşüyor. Bolca magic (sihir) ve curse (lanet) kelimelerinin kullanıldığı ilginç ve hareketli bir dizi. 2011 yılından beri devam ediyor. Bir bölüm 60 dakika. 2014 sonu itibariyle 6 ödülü ve 46 adaylığı var.
Bu dizinin başrol oyuncusu Jennifer Morrison daha önce House M.D diye bir dizide oynamıştı. O dizide sonlara doğru saçını şu andaki iğrenç renge boyatmıştı ve hala aynı rengi kullanmakta ısrar ediyor. Takma kirpikleri, erkeksi yürüyüşü ile güya lider gibi ama bu dizide beni çeken asıl karakter o değil.
Bence asıl başrol, Lana Parrilla olmalıydı çünkü önce 2 sezon kötü cadıyı oynadı, sonra iyi cadı oldu ve bana göre Emma’dan çok daha fazla etkili ve güzel. Yeterince ünlü olmadığını düşündüğüm için aşağıda fotoğrafını paylaşmak istiyorum. Benim için müzikallerde Bruno Pellitier ne ise dizilerde de an itibariyle en güçlü oyuncu bu kadındır. Meraklıları için Once Upon a Time imdb sayfasına bakın. 2014 itibariyle Imdb puanı 8.1 görünüyor. Tabii şunu da ekleyeyim, House o kadar kaliteli bir diziydi ki bu diziyi House bitince keşfetmemin tek nedeni saçlarından nefret etsem de Jennifer Morrision’dur. Bu diziye benzeyen “Once Upon a Time in Wonderland” diye bir dizi yaptılar ama 2 bölüm seyrettim ve hiç sevmedim. Kötü bir taklit olmuş.
SUPERNATURAL – Fantastik
2005 yılından beri istikrarlı bir şekilde devam eden benim için değerli bir dizi. Telif hakkı sorunu nedeniyle 2014 yılında neredeyse hiç seyredemedim, dizinin tamamlanmasını bekledim. Bende ilk 4 sezonun DVD’leri var, tamamlanınca kalan sezonları satın alıp arşivimi tamamlayacağım. Böyle çok sevdiğim dizileri arka arkaya seyretmek daha çok hoşuma gidiyor. Dizi 5. sezonda uçtu, en iyi sezondu.

Dizinin konusu şu. İki kardeş doğaüstü varlıkları bulup öldürüyor. Buna aile işi (family business) ve kendilerine de avcı (hunter) diyorlar. Her bölüm 44 dakika ve her bölümde tuhaf bir yaratık bulup öldürüyorlar. İlk sezonun ilk bölümleri sıkıcıydı ama sonra öyle bir hareketlendi ki, kurgusuna hayran kaldım.
Özellikle yukarıdaki afişte en sağda görülen oyuncunun girmesiyle (Misha Collins) dizi mistik bir şekle büründü. Melekler, tanrı ve şeytanların savaşında iki kardeş kilit rol oynadı. İlk 4 sezonunda Supernatural hayranı ufacık bir topluluktuk, ne güzel kimse bilmiyordu ve popüler olmayan bir diziyi çok sevdiğim için mutluydum ancak sonra dizi aşırı ilgi görmeye başladı ve şimdi neredeyse herkes biliyor diziyi.
Tabii arada saçmalıklar da var mesela iki kardeş defalarca öldü ve geri geldi. Filmin gitmediği yer kalmadı; araf, cennet, cehennem.. Ben seviyorum ve arşivimde olmayı hak ediyor. Çocukların yanında kesinlikle seyredilmemesi gereken bir dizi. Çıplaklık yok ama bolca kan, bıçak, tuhaf görünümlü canavara benzeyen mahlukatlar ve şiddet var. Dizinin imdb sayfası burada. Imdb puanı 8.7. Dizi 15 ödüle ve 52 adaylığa sahip. Genel olarak bu tarzdaki ödülleri Vampire Diaries diye bir dizi alıyor, onu hiç seyretmedim.
Yabancı diziler içinde benim için özel bir yeri var.
MERLİN – Fantastik
Allahım ne çirkin bir kraliçeydi Gwen ama aksanı güzeldi. Konuşan ejderhalar, Kral Arthur’u koruyan komik uşak Merlin. Kıyafetler, efsanevi hava, şövalyeler falan ne sıcak ne güzel filmdi. Bu kadar güzel bir film yapıp en sonunda Arthur’u saçma sapan şekilde öldürmelerine rağmen yabancı diziler denince keyifle anacağım kaliteli bir diziydi. Yani Merlin’in bildiği onca büyüye rağmen o kadar ejderha terbiyecisi olmasına rağmen, sevimli büyücümüz bir türlü ejderhayı çağırıp da Arthur’u tedavi için karşıdaki nehre götüremedi! İmdb puanı 7.9. 2008-2012 arasında 5 sezon 65 bölüm olarak çekilmiş. Bir bölüm 45 dakika sürüyor. Dizinin aldığı 5 ödül ve 22 ödül adaylığı var. Filmde Morgana’nın güzelliği, Camelot ve Merlin’in şirinliği hiç unutulmayacak. Dizi devam ederken acaba tutar mı diye 2011 yılında Camelot isimli bir mini seri de çekildi. 5 bölümünü seyrettim, felaketti. Morgana büyü yapıp Arthur’la yatınca bırakmıştım seyretmeyi. Camelot dizisi çekildiğinde Spartacus’daki seks ve vahşetten etkilenip aile dizisi olan Merlin’e zarar verdiklerini de düşünmüştüm. Zaten dizi Amerika’da da tutmamış, 1. sezonda 10 bölüm çekilip kaldırıldı. Ardından Merlin’in finali geldi.
Merlin’in yaratıcılarından (toplam 4 kişi) Johnny Capps ve Julian Murphy, 2009’da Demons, 2013’de Atlantis, the Tunnel gibi fim / dizileri yapmış. Anladığım kadarıyla bu ikisi beraber çalışıyor.
PERSON OF INTEREST – Bilimkurgu
Bu diziyi ne zaman ve neden seyretmeye başladığımı hiç bilmiyorum. Araştırmadan buldum, baş rolündeki adamı LOST’tan tanıdığım için seyretmiştim. Sonra uzunca bir süre seyretmedim. O polis kadının öldüğü bölümleri falan seyretmedim mesela. Ancak bu sene tekrar seyretmeye başladım. Beni aman aman etkileyen bir dizi değil ancak seyrederken keyif alıyorum. Kopuk kopuk seyrettim. Bu diziyi ileride DVD olarak alır mıyım bilmiyorum. Henüz koleksiyonuma girmeyi hak etmedi ama potansiyeli var. Konusu; herkesi gözetleyen bir makine var ve makine suçları işlenmeden önce tespit edebiliyor. Hükümet, sadece önemli gördüğü (kitlesel zararlar, terör olayları vs) vakaları ele alıyor; bir grup insan da hükümetin “irrelevant” yani alakasız gördüğü bireyleri ele alıyor ve onları kurtarmaya çalışıyor. Tom Cruise’un buna benzer bir filmi vardı, belki ondan esinlenmişlerdir. Dizi 2011 yılında başlamış, imdb puanı 8.4. Bir bölüm 43 dakika sürüyor. 3 ödülü ve 11 adaylığı var; 1 kere Primetime Emmy için aday gösterilmiş.
LOST – Mistik
Yine karmakarışık biten finalli dizilerden biri. Yıllarca seyret, bir sürü zaman harca ve sonunda seninle dalga geçsinler. Üstelik bir de “çok kaliteli dizi” diye ilk 3 sezonu orijinal DVD al. O kadar pişmanım ki verdiğim paraya. Diziyi karman çorman yaptılar sonra da toparlayamadılar, hepsi bu. Birçok soru cevapsız kaldı. İnternette orada burada güya felsefi şekilde açıklayanlar gördüm. Hah ha ha, oldu canım. Yok hepsi aslında ölüymüş de yok şu yok bu. Tabii siz zekisiniz biz aptalız. Berbat finalini seyrederken bilmiyorduk ama artık biliyoruz ve uzak durulması gereken bir dizi. Hala kınıyorum yapımcıları. Filmde güzel olarak aklımda kalacak şeyler: müthiş bir tabiat, yeşillik, orman ve ilk bölümde uçağın kırılarak düşmesi sahnesi.
Tabii dizi bu kadar uzun sürünce (2004-2010, dile kolay 6 sene) birçok star da yarattı. Örneğin şu anda “Person of Interest” dizisinde başrol oynayan Harold (Michael Emerson) ilk kez Lost’ta toplam 118 bölümün 79 bölümünde kritik bir rolde oynamıştı. O donuk, tutuk konuşmasını hala sürdürüyor. Şu anda “Once Upon a Time” dizisinde Belle rolünü oynayan Emilie de Ravin, yine ilk kez Lost dizisinde “hamile kadın” olarak ünlenmişti. Lost’un hemen hemen tüm oyuncuları daha sonra dizi ve filmlerde rol aldı. Bir tek Evangeline Lilly yani Lost’taki adıyla Kate, bekleneni veremedi. Türk erkekleri hayrandı ona. Tüh yazık oldu 🙂 Lost’un güçlü olduğu bir konu da cast ve aksanlardı. Ben direkt İngilizceden seyrettiğim için mesela Doktor rolü oynayan Jack’in düzgün İngilizcesi ve taşralı Kate’in bozuk İngilizcesini çok net ayırt edebildim. Dizinin imdb puanı 8.6. Yaratıcılarından J.J. Abrams çok ünlü. Star Trek (2013), Görevimiz Tehlike 3 (2006), Armegeddon (1998) gibi filmleri var. Dizi 6 sezon ve 118 bölüm çekilmiş. 1 tane Golden Globe, 69 ödül ve 296 adaylığı var. Tüm bu ödülleri eminim final yapmadan önce almıştır veya aday gösterilmiştir!
TRUE BLOOD – Fantastik
Vampirlerin hükümette temsil edildiği, insanlarla beraber yaşayıp kanunlar çıkartabildiğini düşünün. İlginç bir konu olarak başladı, sonra perilerle cadılar dahil oldu. Bir de şekil değiştirenler, kurt adamlar vs derken dizi Supernatural çakması dizilerden birine dönüştü. Sooki’nin ayrık dişleri hiç unutulmayacak. Tabii bir de bolca çıplaklık. Dizinin başrol oyuncusu Sooki (Anna Paquin) ve vampir Bill’in gerçek hayatta da evli olması ve dizi devam ederken çocuklarının olması, bu nedenle zaten vücudunu bolca gördüğümüz Sooki’nin vücudunun bozulması gibi detayları vardı 🙂 Arşive alınabilecek bir dizi çünkü hareketli ve akıcı. Dizi, 2008-2014 arasında 7 sezon ve toplam 80 bölüm olarak çekilmiş. Yaratıcısı Alan Ball: Six Feet Under (2001) dizisi, American Beauty (1999) filmi gibi çalışmaları var. Dizinin İmdb puanı 8. 1 kez Golden Globe almış, 29 ödül ve 115 adaylığı da var. Temiz bir finalle bitti.
DA VİNCİ DEMONS – Mistik
2017 yılında başladığım ve bitirdiğim güzel bir seriydi, 5 sezon ve başrolde oynayan oyuncu baya bir yakışıklı. Osmanlının dahil olduğu kısımlar ilgi çekiciydi, yanlı olduğunu düşünsem de zevkle seyrettim. Mistik bir hikaye havasında hatta öyle ama bir yandan da tarihi bir kişiliği güzel işlemiş, kurgusu sağlam bir filmdi. Şu anda hiç seyretmemiş olmayı ve yeniden o heyecanla seyretmeyi isterdim. Her bölümü keyifliydi, görselleri müthişti.
Normal Konulu Yabancı Diziler
MASTERS OF SEX
Filmin adı, Seks Uzmanları. Film başrol oyuncusunun adı Masters. Yani filmin adı, Masters’ın Anladığı Seks” gibi de düşünülebilir. Müstehcen içeriğe sahip, ancak bir o kadar da kurgusu güçlü. Çocukların yanında seyredilmemesi gereken bir dizi çünkü Masters, araştırmalarında canlı sevişen denekler kullanıyor. Sevişme esnasında denekleri kablolara bağlayıp kalp ritimleri, fiziksel tepkiler vs ölçüyor. O döneme göre yaptığı çalışmaların toplumda ne kadar tepki gördüğünü gösteriyor dizi. Ayrıca şu anda üreme ile ilgili bilimsel verilere katkı yapacak verilere de ulaşıyor. Maalesef bu dizi gördüğüm kadarıyla seks dizisi gibi algılanıyor ve diziye haksızlık yapılıyor. Daha önce Avrupa’da diş hekimliği yapan bir adamın kilise tarafından nasıl reddedildiğiyle ilgili bir film seyretmiştim, onunla birleşti kafamda. 2013’de başlamış nispeten yeni olan dizinin imdb puanı 8.1. Dizinin uzun yıllar süreceğini sanmıyorum. Daha ikinci sezonda başrol oyuncuları yaşlandı. Bir bölüm 60 dakika sürüyor. 2 kere Golden Globe’a aday gösterilmiş, 5 ödül almış ve 23 ödüle de aday gösterilmiş.
HOUSE M.D.
Tıp dünyasıyla ilgili ilginç bir filmdi. Konusu, imkansız gibi görünen hastalıkları günlük hayatında başına gelen küçük olaylar sayesinde çözen bir doktorun vakaları ve özel hayatı. Bu doktora haliyle asistan dayanmıyor. Yukarıda Once Upon a Time’da bahsettiğim Jennifer Morrison da bu asistanlardan biriydi ve dizi devam ederken diziden ayrıldı. Bu dizide beni en çok çeken şey, başrol oyuncusunun gerçek hayatta da aynı dizideki gibi olması yani adamın eşi, bildiğiniz kilolu, kısa çirkin bir kadın ve onca şöhrete rağmen adam ne ailesinden ne de eşinden hiç taviz vermedi. Takdir etmemek elde değil. Dizinin İmdb puanı 8.9. Bir bölüm 44 dakika sürüyor. 2004-2012 arasında 8 sezon olarak çekilmiş. 2 kez Golden Globe almış; bunların dışında 47 ödül ve 112 adaylığa sahip. Yaratıcısı David Shore. “Family Law” ve “Law and Order” gibi dizileri yapmış.
M.D. medical doktor yani tıp doktoru demek. Unutamadığım bir sahnesi: bir kaza oluyor ve House zorla gidiyor. Yaralılar arasında yürüyerek bunu alın, bunu bırakın vs dediği bir sahne var. Yatan bir yaralıya bakıp ayaklarından adamın çok sigara içtiğini anlıyor, adam sigara içiyor bunu bırakın, fazla yaşamaz, çocuğa koşun diyor. Sigara içen adamla ilgilenmiyor bile. Sigaranın nasıl büyük tahribatlar yaptığını dizide adam pek çok hastalığı çözerken anlıyorsunuz. Yabancı diziler içinde çarpıcılığıyla öne çıkan bir dizi ama herkesin bilgi seviyesine hitap etmeyebilir.
LEVERAGE VE HUSTLE
Uzun süren ve her dakikasını keyifle seyrettiğim bana göre birbirinin aynısı iki dizi. Yetenekli dolandırıcıların bir araya gelip planlı olarak kötülerle savaştıkları diziler. Her bölümde ayrı bir dolandırıcılık işi yaptıkları için sürekli takip gerektiren diziler değil. Leverage Imdb puanı 7.9. Hustle’ın imdb puanı daha yüksek (8.2). Dizileri ileri alıp DVD olarak saklamak ve arada beyin fırtınası yapmak istediğimde seyretmek isterim. Her iki dizi de 60 dakika.
Leverage 2008-2012 arasında 5 sezon 77 bölüm olarak çekilmiş. 3 ödülü ve 19 adaylığı var. Leverage’in yaratıcıları “Chris Downey” ve “John Rogers” ve bunlardan John Rogers daha ünlü (Transformers, Cat Woman’ı yapmış). Hustle ise İmdb’ye göre 2004’den beri devam ediyor, ben bitti sanıyordum. 8 sezon çekilmiş. 2012’den beri başka çekim yapılmamış. 2 Primetime Emmy adaylığı ve 5 başka ödüllere adaylığı var ama henüz ödül almamış. Hustle’ın yaratıcısı Tony Jordan. Life On Mars isimli bir diziyi yapmış.
SPARTACUS SERİSİ
Spartacus’un sadece ilk sezonunu beğenmek serinin diğer sezonlarına haksızlık olur. İlk sezon bitiminde başrol oyuncusunun hastalanarak ölmesi çok kötü oldu. Yerine ona çok benzeyen bir Spartacus bulup koydular. Bolca vahşet olan bir diziydi. Asla çocukların yanında seyredilmemeli. En çarpıcı olanı ve Andy Whitfield’in oynadığı 1. sezonu olan dizinin adı: SPARTACUS: Blood and Sand. Dizi, 2010-2013 arasında 3 sezon ve 33 bölüm olarak çekilmiş. 4 ödül ve 12 ödül adaylığı var. imdb puanı 8.7. Yaratıcısı Steven S. DeKnight. Bir sonraki mini seri olan SPARTACUS: Gods of the Arena’nın da yaratıcısı. Adam cidden yetenekli. Diğer önemli işleri: Smallville (2001), Angel (1999).

Dizi çok tutulunca ve başrol oyuncusunun hastalığı nedeniyle diziye zorunlu ara verilince, hemen bir mini seri yaptılar ve o seri de müthişti. Yapımcısı yukarıda da söylediğim gibi aynı kişi: Steven S. DeKnight. SPARTACUS: Gods of the Arena, yine 8.7 imdb puanına sahip ve 2011’de çekilmiş. 1 sezon ve toplam 6 bölüm. 1 Primetime Emmy adaylığı ve 3 adaylığı daha olmuş.
BREAKING BAD
2017 yılında tanıştığım güzel bir filmdi. Elektronik sigara camiasına giren herkes gibi bir dönem likit denemelerinde evde hafif Heisenberg moduna girmeme yol açtı. Walter White bir lisede kimya öğretmenliği yaparken kanser olduğunu öğreniyor, 50 yaşında ve evinin taksitlerini zor ödüyor. Engelli oğlu ve itici bir karısı var, karısı hamile. Akciğer kanserinin ilerlediğini ve 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenen Walter, çocuklarına bir gelecek sağlamak üzere risk alıyor ve engin kimya bilgisini uyuşturucu (kristal meth) yapmak için kullanmaya karar veriyor.
Eski öğrencisi Jesse Pinkman ile karşılaşıp birlikte zaman zaman komik, genel olarak bol ölüm ve iğrençlik içeren dramatik bir hayata başlıyorlar. Heisenberg, Walter’ın piyasadaki takma ismi.
İMDB’den okuduğuma göre filmde bahsedilen şekilde mavi meth üretimi teknik açıdan mümkün değilmiş ayrıca başka bir yerde okuduğuma göre tüm zamanların en çok izlenen dizisi olarak Guinness Rekorlar kitabına girmiş ama son bilgiyi teyit etmedim. Fringe ve Seinfeld’i kendi kategorilerinde birinci sayarsak bu da dram kategorisinin birincisidir. Seyrettiğiniz tüm yabancı diziler i bırakıp bunu seyredin, bazen sıkıcı gelse emin olun hikaye ilginç. Hiç seyretmediyseniz çok şanslısınız.
Yabancı diziler içinde benim için cidden özel bir yeri var.
SUITS
Hiç ummadığınız kadar sürükleyici ve kaliteli bir avukatlık dizisi. Kadınların kıyafetleri ve günlük konuşmalarındaki film alıntıları on numara. Ana karakterlerden birinin şu anda İngiltere prenseslerinden biri olması da ayrı bir sürpriz oldu.
Yabancı dizilere olan ilgimi artıran yabancı dizilerden bazıları, özellikle Fringe ve Supernatural. Bu tür dizilere olan sevginizi ayırt edilebilir bir şekilde hissedebiliyoruz. Teşekkürler.
Yazılınızı okudum, ve ilk kez bu kadar detaylı ve derinlemesine bilgiye ulaşabildiğim bir dizi listesiyle karşılaştım. Gerçekten emek verilerek hazırlandığı belli. Açıklamalarla televizyon kültürü ve dizi tarihine dair bir ders tadında, teşekkürler.
Güzel bir yazı olmuş. Bu listeye Netflix’te bulabileceğiniz Blacklist’i eklerseniz, farklı bir bakış açısı olmuş olur
Dizilere olan ilginiz beni oldukça etkiledi. Görünüşe göre özenle seçilmiş bir dizi listesi. Birçoğunu seyredip, bazılarını seyretmek istiyorum. Günümüz televizyon dizileri bu kalite ile yarışamıyor maalesef.
Downton Abbey öneririm