İzmir’de güvenilir anaokulları araştırmama başladım. Eşim, pedagojik formasyon da aldığım için (kısa bir dönem İngilizce öğretmenliği yaptım) bu sorumluluğu bana bıraktı.
Oğlum 12 Şubat 2019’da (39. haftam – hamilelik günlüğüme bakabilirsiniz) doğdu yani yazıyı güncellediğim tarihte zaten seçimimi yapmış durumdayım. İzmir’de güvenilir anaokulları hangileri?
Yazı İçeriği
İzmir’de Güvenilir Anaokulu Kriterlerim
Benim açımdan güvenilir anaokulu, saçının teline kıyamadığım çok değerli evladımı haftada 5 gün günde neredeyse 6-7 saat emanet edeceğim, çocuğuma hayatı öğretecek bir yer. İzmir’de güvenilir anaokulları arayışımda baştan belirlediğim kriterler şunlar:

- Tüm öğretmenleri ve yönetici, üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmak zorunda! Lise mezunu olacaksa da muhakkak gerekli eğitim ve sertifikalara veya en azından yeterli deneyime sahip olmalı.
- Okul temiz olmalı, oğlumun saçma sapan hastalıklarla eve gelmesini istemiyorum
- Seçeceğim anaokulu ya tamamen yabancı dil eğitimi vermeli ya da neredeyse hiç yabancı dil eğitimi vermeyen Montessori tarzı yaklaşımlar benimsemeli (günde bir saat yabancı dil gereksiz kafa karışıklığı bence)
- Velileri de içine alan aktivitelerinin olması lazım, çocuğumun yakın arkadaşlarının ailesini tanımak isterim, piknik olabilir, brunch olabilir, ayda bir veli toplantısı olabilir, ama veliler her ay bir şekilde bir araya gelmeli bence.
- İzmir’de güvenilir anaokulları birden fazla olabilir. Oğlumun gideceği okul organik gıdalar kullanmaya özen göstermeli. Çocuklarımızı pirinç unu gibi gıdalarla şişirmemeli çocuklarımızı abur cubura alıştırmamalı
- Her sınıfta televizyon olmayacak, çünkü her sınıfta televizyon olması, çizgi filmlerin sık seyredildiği anlamına gelebilir, ama bir televizyon odası olabilir çünkü nihayetinde eğitimciler de insan, arada dinlenmeleri lazım
- Servis şoförleri amatör olmayacak, çocuğu servise ben ve eşimden başkası veremeyecek, servisten alamayacak, olağanüstü durumlarda telefon trafiği ile gerekli izin ve onaylardan sonra çocuk bizden başkasına teslim edilebilecek. Okulun bu konuda bir sistemi olması lazım.
- Okulun geniş yeşil bir bahçesi olacak, sadece yabancı dil eğitimi veren bir okulsa veya öğretmen çok iyi referanslara sahipse, küçük bahçeyi tolere edebilirim. Havuz benim için kriter değil, eşim hiç bir havuzu onaylamıyor.
- Okulun Atatürkçü çizgide olması şart. Bu konuda okul ziyaretinde azami dikkatli olacağız. Göstermelik değil, gerçek Atatürkçü öğretmenler lazım bize.
- Avrupa Dil sertifikası ve dil pasaportu gibi belgeler benim için kriter değil. Her projede bana da verdiler, hiçbir işe yaramıyor.
- Sınıfında kendi yaşıtları olsun, ama mesela üst ve alt sınıflarla da kısıtlı da olsa iletişimi ve etkileşimi olabilsin. Montessori yönteminin çok güçlü yanları var. Burada kar-zarar ilişkisine bakacağım.
- Şikayet sitelerinde ismi geçmesin. İnternette olumsuz yorumları varsa, okul yönetimi bunlara cevap vermiş olmalı. Veli görüşlerini ciddiye almayan okulla da işim olmaz.
İzmir’deki Kurumsal Anaokulları
Yukarıdaki kriterlere şekil itibariyle uyan ilk üç okul, aslında İzmir’de neredeyse tüm ebeveynlerin bildiği inciraltı ve narlıdere okulları. Biz bu okulların üçüne de bir şekilde oğlumuzu gönderdik. Maalesef kurumsal anaokulu tabir edeceğimiz bu okullarda yarardan çok zarar gördük.
Yazının ilk versiyonlarında kurum adlarıyla beraber yaşadığımız rezilliklerin özeti yer alıyordu ancak bunları silmek istedim. Derdim bu okullarla değil artık. Derdim, bizim gibi bütçesi geniş ve en pahalı okulları en iyi okullar sanan kişilere kendi deneyimlerimizi anlatmak.
Butik Anaokulları Daha İyi
Butik anaokulları ile ilgileniyorum. Ünlü olmayan, havalı olmayan daha insancıl, çocuklara karşı daha merhametli. Buldum ve oğlumu başlattım da, ama asla yazmayacağım. Oğlumun ilk gittiği butik okul da iyiydi. Kurumsal anaokulundan tiksintiyle ayrılırken oraya dönmek istedik ama kadro dolu dediler. İyi ki kadro dolu demişler, o okuldaki kusur pis ve eski binasıydı ve oğlum neredeyse her hafta hasta oluyordu.
Şimdilik Anaokulu Seçimimizi Yaptık
Üç kişinin bir haftalık gece gündüz yaptığı araştırmalar sonucunda önce bir shortlist çıkardık sonra da asistanımız hepsini tek tek aradı. Sona kalan 5 okul ile görüştük ve birisini seçtik, bir sorun çıkarsa ikinci gideceği okul da belli. Ama yazmayacağım. Lütfen kendi araştırmanızı kendiniz yapın.
Ayrıca bu garip kurumsal anaokullarının verdiği hasarı atlatabilmesi için oğlum “okulların önerdiğinden farklı” bir oyun terapistine gidiyor. Şimdilik terapiler de işe yarıyor gibi.
Oğlumun Yaratıcılığı Büyük Darbe Aldı
Oğlum bugüne kadar sevgi ortamında büyüdü, pek çok aktiviteyi beraber yaptık. Çok fazla katı kurala maruz kalmadı. O sevimli özelliklerini kaybetmesini istemezdim. Bu üç kurumsal anaokulu kademeli olarak oğluma zarar verdi. 3.5 yaşında tahtaya resimler yapan, resim yaparken hikayeler anlatan, gökyüzünü kırmızıya boyayıp benim hayalimde gökyüzü kırmızı diyen çocuk, “gökyüzü mavi olur anne” diyen bir çocuğa dönüştü. Ve sürekli olarak “anne, bana bilmediğim kuralları söylemeyeceksin değil mi” diye soruyor.
Oğlum şu anda eski anaokulundaki öğretmeninden nefret ediyor ve “bana sürekli bağırıyorlardı, arkadaşlarımla oynamama izin vermiyorlardı” diyor. Başka şeyler de anlatıyor ama “bu kadar ileri gitmiş olamazlar” diyerek üzerinde durmuyoruz.
Çok geç kaldık okuldan almakta. Bu okullarla ilgili tüm resim vs herseyi kaldırdım, fahiş fiyata sattıkları kitapları da tanıdığım bir butik kütüphaneye verdim. Emekli bir öğretmen kitap topluyor ve bir sürü çocuk okutuyor, ufak da bir dükkan açmış. Sınıf öğretmenine zerre kadar saygım olmadığından onun önerisiyle aldığımız 4 oyuncağı da kutularıyla düzgün şekilde çöpün kenarına bıraktık. 3 saat sonra hepsi gitmişti.
Sonuç
Hiçbir okulun her bir anne-babanın istediği tüm kriterleri karşılamayacağını biliyorum. Hepimiz isteklerimize en yakın olanı bulmaya çalışıyoruz ve bu gerçekten zor bir süreç.
Özel kurumsal anaokulları ve butik anaokulları arasındaki deneyimlerimi vakit buldukça yazacağım. Şu andaki yoğunluğum buna izin vermiyor ama yazdıkça buraya linklerini eklerim. Umarım tam kayıt olmadan önce yazılarımı sizin için yetiştiririm de, bizim gibi acı yoldan deneyim kazanmazsınız.
Söyleyebileceğim tek şey: hareketli ve zeki bir erkek çocuğunuz varsa lütfen okulun makyajına, öğretmenlerin makyajına bizim gibi kanmayın. kayıttan önce öğretmeni ile tanışın ve eğitim / deneyim durumunu sorun. Önemli olan tek şey bu. Bunu yapmadan okula kayıt ettirmeyin.